OOB: “Ulan ne ballısın!” ED: “Maşallah de be!”
Tamam yazmıyorum kaç gündür.. çünkü bişi olduğu yok.. Yoktu yani bu zamana kadar.. İş falan buldum ben. Falan ne ki? İş buldum. Güzel bi iş, kıyak bi iş, ayda bir yurt dışına gidicem bi iş, ünlü markalardan beleşe alışveriş yapıcam bi iş, en güzeli de (kötü kadının ağzının suyunun aktığı gibi) 11.30’da gidicem bi iş… daha ne olsun! bi iş.
İş görüşmesine gitmeden önce hayal kuruyordum.. keşke geç gidebilsem, keşke o güzelim markaların mağazalarından çılgınlar gibi alış yapabilsem.. veriş kısmını da şirket halletse.. yurt dışı da fena olmaz hani.. deneyimim yok.. cüzi bi miktar verirler mi ki? versinler yaa.. derken.. patronum olacak muhterem insan ben daha sormadan pat pat hepsini söyleyiverdi. Rüyada hissettim kendimi. Adama nasıl bir şaşkınlıkla baktıysam; “umarım bir sakıncası yoktur yurt dışı seyahatlerinin?” dedi.. Yok tabi ki! dedim hemen. Çok garipti gerçekten.
Bu süreçte kim dost kim düşman onu da öğrenmek ayrı bir deneyim oldu tabii. “Kadınlar karınsızdır, öyle her şeyi kaldıramazlar.” cümlesini hiç bir zaman sevmemişimdir, ama bunu sevmeyişim gerçek olmadığı anlamına gelmiyormuş, ne yazık. Bari belli etmeseler, hiç olmazsa yani.. ne bileyim. Bu kadar da olmaz ki..
OOB (erkektir kendileri) haberi facebooktan duymuş, hemen aradı sağ olsun, sevinç nidaları ve hayırlı uğurlu olsun kısmından sonra geyik kısmına geçtik hemen. Mutlu oldum. Bir kaç dost daha aradı ayrıntılar ve iyi dilekleri için.. Angelicam (ortim, bffim, her şeyim) da başından sonuna kadar hep yanımdaydı zaten. Sonra farkına vardım, aslolan gerçekten dostlukmuş. Off.. sabahın 3ünde yazmaya çalışınca da böyle beylik laflar ediyorum işte. Bi de mızmızlanıyorum. (Silmicem bu zırvaları, bu da ayrı bi inat ve felsefe ama hiç girmeyelim şimdi..)
Sevdicekle aramız iyi, maşallahımız var. Veeee, o bir realist! ve benim hayallerime kızıyor. Onca aydan sonra birden bire çok fazla birlikte zaman geçirmeye başlayınca onun bir realist ve benim bir hayalperest olduğum ortaya çıkıyor. aman ne hoş! Ne zaman kendi kendime hayal kurmaya başlayıp, onu da yapalım bunu da alalım, şuraya da gidelim.. ayy ne güzel mihihi.. desem, “hayatım, abartmıyor musun, fazla uçmadın mı.. bıgbıgbıg!” diyerek baltalı kahraman misali hayallerimi baltalıyor. Ben de sessizliğe bürünüp, saçma sapan rüyalar görüyorum. (Anlatılacak gibi değil!) Hastalanınca da ayrı bir asabi ve huysuz oluyor. Erkeklerin geneli böyle mi acaba?
Güzel şeyler de oluyor yani.. Dostlar lazım, sevgili lazım (çok üstüne gittim bi önceki paragrafta, haksızlık etmeyeyim, onun desteği gibisi yoktu.. teşekkür ederim be sevdicek, seviyorum seni. bi de sana bezelyeli pilav yapıcam öğrenince :D ), size dua edecek bir aile lazım.. Şanslı mıyım yoksa bunları ben mi yarattım (yani hak ediyor muyum) bilmiyorum.
Şimdi uyucaz biz. Uyku.. uyumak.. mmm.. zzz…zzz…z…