Üşeniyorum.
Acayip üşeniyorum buraya bir şeyler yazmaya.. ama illa yazıcam, yazmak da istiyorum.. Lakin şu an uzun, karmaşık cümlelere hiç yanaşmayacağım.. Maddelemeyi seviyorum! Yaşasın maddeler!
Bugün ne yaptım?
- Kahvaltıyı bu kez ben hazırladım. (Bunu niye belirttiysem? :D) Yine Californication izledik, giderek daha da çok seviyoruz o diziyi..
- Sevdiceğin işi olduğundan kahvaltıdan sonra (bizim kahvaltılarımız genelde öğle saatlerinde bu arada) gitti.Ben de mülakatıma gitmeden bir kaç sayfa çeviri yaptım.
- Mülakata gitmedim, götürüldüm. :D Zuzu ve Mumu sağ olsunlar gelip aldılar beni evden. Sevimli insanlarla skype üzerinden mülakat yaptıktan ve Mumu’nun insana nasıl acayip sorular sorabileceğini öğrendikten sonra inanılmaz rahatladım, mutlu oldum, içimdeki kelebek ortaya çıktı.. tamam yeter. Olumlu bekleyişler içindeyim bakalım..
- Bu sevinçle eve gelip sevdiceğe yemek yapmaya karar verdim. Çok önceden sözünü verip de sürekli salladığım bezelyeyi yapmanın vakti gelmişti. Sevdiceğin en sevdiği yemeklerden biri, benim de pek aram yoktur ama işte.. Sevdiceğe yapılınca yemek, sevesi geliyor insanın.. Aşk sen ne biçim bir şeysin! İlk bezelye denememdi bu. Sevideceğe de eleştirilerinde dikkatli olmasını belirttim ayrıca. Beğendi ama.. “Güzel yemek yapan kadınlar yüzünden kilo alıyorum, hep sizin suçunuz bu” dedi.. “İyi yemek yapamazsak da bıgbıglarsın acayip di mi?” dedim.. Hemen kabarıp “ooo tabi canım, hem de nasıl” dedi. ne denir ki şimdi buna. peki!
- Bezelye ve cacıktan oluşan akşam yemeğimiz eşliğinde Equilibrium izledik. Bittiğinde kısa olduğuna karar verdik. Bence zaten Christian Bale’in oynadığı tüm filmler kısa. Hepsi en az 5 saat olmalı ki bir doyuma ulaşayım.
- Sevdicek şimdi kumamla oyalanıyor, bir yandan da “Welcome to Macintosh” izliyoruz. Bittikçe geriye alıyoruz. Apple’ı seviyoruz.
Ben sözde madde madde bir şeyler bıgbıglayacaktım.. Çok acayip kafalar bunlar.. Olduğum yerde sızıp kalmak, sabah yumuşacık bir yatakta uyanmak istiyorum. Tatil mi istiyorum acaba ben? Böyle..