Ankara’dan dostum gelmiş, İstanbul’da bir bayram havası..

Bugün o kadar güzeldi ki..
Sabah sevdicek yine şahane omletlerinden hazırlarken.. ben de yatakta prensesler gibi mıymıy kumam macbookproyla oynadım.. Sonra sevdicek, ikimize ait bir blogda sevimli sevimli şeyler yayınlamış, buna resmen kudurdum! Seni seviyorum demenin ne kadar yolu varsa hepsini teker teker deniyor. Ben de her defasında ne kadar şanslı olduğumu anlıyorum. “Happy wife, happy life!” diye bir cümle duymuştu yine birlikte izlediğimiz bir filmde. Buna yürekten inandı galiba. :) (aman maşallah, nazara inanırım ben.)

Bir prenses edasıyla bir zahmet yüzümü yıkamaya giderken telefonum çaldı.. Saba diye bir arkadaşım var. Çok ilginç bir şekilde tanıştık ve ne zaman bir araya gelsek muhakkak ilginç şeyler geliyor başımıza. O yüzden gerçekten yeri çok ayrıdır bende. Her neyse. Hatun almış sevgilisini İstanbul’a gelmiş. Gel bakayım Taksim’e de bir endamını göreyim deyince 50 litre kahve içmiş gibi ayıldım bir an.

Sevdicekle kahvaltımızı Californication eşliğinde yedik bugün. Ben çok severim David Duchovny’i. Sevdiceğin de sevmesi beni şaşırtmasına rağmen çok da işime geldi. Sessiz sakin, özenerek, hayal kurarak izledik diziyi. Hadi hazırlanalım artık dediğimde de “Ben PSP oynıycam!” diyen sevdiceğe daha bir aşık oldum. (Ama sen yine de olmadık zamanlarda bu cümleyi sarf etme sakın..)

Akşama kadar kırtasiye kırtasiye dolandık.. Gerekli olmasa da renkli renkli kalemler, defterler edindik. Okula yeni başlayan çocuklar gibi mutlu olduk. Kırtasiye alışverişinin de çok ayrı bir yeri varmış hayatımda. Bugün bunu anladım. Yeni yeni şeyler içtik bir de. Sevdicek karadut suyunu sevmedi, limonata içemedi bir türlü.. Bugün içecek konusunda çok şanssız, öyle dertli ki! :P

Saba ve erkek arkadaşı Erem’de fotoğraf makinaları; geziyoruz, yiyoruz, içiyoruz, İstanbul’dayız! heyecanıyla ne bulsalar çekiyorlar. Sevdicek de genel de “fotoğrafı çeken adam” olduğundan ikimizin çok az fotoğrafı var diye ‘bizi çekin bizi çekin’ cazgırlığı yaptım her zamanki gibi. Bundan bir türlü vazgeçemeyeceğim sanırım..

Güne güzel başlamak gerçekten önemli bir olay galiba. Devamı da muhakkak güzel geçiyor. Ta ki gece yarısına kadar.. Şimdi de evde, ikimiz de yine bilgisayar başında çalışmaya çalışıyoruz. Yarın bir mülakatım var. Çok istediğim bir yerde staja başlayacağım. Zuzu ve Mumu’nun yanında, aile saadeti kıvamında, organik organik.. O zamana kadar sıkıcı kitabımın karşıtı olduğum görüşlerini çevireceğim.. Öyle..

Posted Tuesday, August 11th, at 5:03 PM (∞).